Üvey ablanın o sinsi bakışları, sırtına yapışan elleriyle birleşince ortam anında gerildi. Odaya yayılan ağır nefesler, giderek artan bir heyecan fırtınasına dönüştü. Krem rengi cildinin üstünde parıldayan ter damlaları, onun içine doğru derin bir istekle ilerleyen yarakla her dalışında daha da belirginleşiyordu. Amcığını sarkıtarak kabarmaya başlayan yaramazlık, onun her kıvrımını hissettirmekteydi; dudaklarının arasından çıkan sessiz çığlıklar ise kaçınılmaz olan köklemenin habercisiydi.

Başta nazikçe başlayan dokunuşlar kısa sürede vahşi bir dayamaya dönüştü. Üvey ablanın ince beli, güçlü ellerinin arasında sıkışıyor, göğüsleri hızla kabarıp inliyordu. Her gömülen yaramın ritmiyle beraber o dar amcık kasları da dayanılmaz bir şekilde kasılıp gevşemeye başladı; hücre hücre hissettiriyordu sertliği ve doluluğu. İçine inen her sertlik dalgası bedenini delirtiyor, onu deli gibi inletiyor; bunun karşılığında çıkardığı ıslık gibi sesler hem meydan okuyor hem de teslimiyetin ilanı gibiydi.

Yavaş yavaş ivmesini artıran kökleme, sanki saatlerce sürecekmiş gibi devam etti. Damar damar belli olan yarak, amcığın içinde kayboldukça ortamdaki elektrik yükseldi; kıvrandığı her hareketinde yumruğunu sıkan eller ve bükülen boyun kaslarıyla beraber acayip bir tepkisellik ortaya çıktı. Ardından gelen çatlak seslerle birlikte bedeninde patlamaya hazır binlerce sinir noktası sevinçle sarsıldı.

Son hamle geldiğinde ise amcığın derinliklerine boşalttı sertliğini; sıvılar vücudunun içinde karışırken adeta yeni bir bağ kuruluyordu aralarında. Üstüne çöken o ılık ağırlık ve nefeslerin yavaşlayışı aşktan çok savaş sonrası huzur gibiydi. Geride kalan tek şeyse bitmek bilmeyen o acı tatlı zevk hissi oldu; üvey ablanın kahrıyla bezeli o sevişme anı ruhunda sonsuza kadar yankılanacaktı.

Leave a Reply