Üstü çıplak, terleyen vücuduyla Ariel, aynanın karşısında duruyordu. Parlak teni ışıl ışıl parlıyordu, kasları belirginleşmiş, her bir hareketi neredeyse erotikti. Vücudunu izlerken gözleri kıvranıyordu; o sertleşen yarak adeta kendinden söz ediyordu. Göğüsleri yukarı kalkmış, amcıkları sertleşmişti. Aynanın önünde elleriyle kendi bedenini keşfe çıkıyor, tenini sıyırıp geçerken ağzından hafif inlemeler yükseliyordu.
Bir anda eli altına kayıp o sertleşmiş yumuşaklıkla oynarken, derin nefesler almaya başladı. Parmaklarıyla yarak başını ovuşturuyor, sıyrılan katmanlar arasında saksoyu hissediyordu. İçine doğan istek onu tamamen ele geçirmişti; sanki aynadaki görüntüsüyle sert bir sikişin hayalini kuruyor gibiydi. Derin nefeslerle hızlanan eli gitgide daha agresif hareket etmeye başladı; tüylenmiş bacakları aralanıyor, vücudu kasılıyordu.
Sonra yere çömeldi, kalçasını biraz geriye itip elini daha derinlere götürdü. Amcığına dokunup şehvetle parmaklarını orada gezdiriyor, ıslanması yetmeyince avuçlayarak sokuşturma hareketlerine geçti. Kendi kendini çıldırtırken yüz ifadesi tam bir folloş gibiydi; acı ve zevk arasında gidip gelen o keskin yoğunlukta can çekişiyordu. Yarak sarkarken avuç içiyle sıkıştırıp hızlıca ilerletiyor, gözüne bile alamadığı iğrenç ama tutkulu bir anın içine dalıyordu.
Gözlerini kapatıp yüksek sesle inledikçe damarlarında gezinen hazzın kıvrımı yükseliyordu. Elinin ritmi arttı ve sonunda dayanamadı; bütün bedenini sallayan büyük bir orgazm patlaması yaşadı. Vücudu kasıldı, nefesi tıkandı ama eli yavaşlamadı asla—kendi amcığını tekmeleyerek bitmek bilmeyen bu kendini yok etme saatlerinde! Ardından yorgun ve gevşemiş halde yere yığıldı; tüm o ateşli anların ardından içinde yanmaya devam eden kara bir tutku bırakarak…
