Tiffani Madison’ın bembeyaz teni ve altın sarısı saçları odayı doldururken, gözleri ateş gibi parlıyordu. Masanın kenarına yaslanmış, kalçalarını hafifçe geriye iterek içindeki o yabancı arzuyu dışa vuruyordu. İlk hamlenin habercisi olan bakışlarında sakso yapmaya hazır bir folloşun tahriki vardı. Yarağını sertçe çıkardı, ıslak dudaklarıyla hızla sarmaya başladı. Tiffani’nin amcığı acıyla karışık bir haz içinde kasılıyor, her yalama hareketinde biraz daha açılıyordu.

Derken adam arkadan yaklaştı, elleri kalçalarına sıkıca kavrandı. Kalça kemiklerinin üzerindeki deriyi hissettirdi sert tutuşuyla, sonra kuru ve keskin bir dokunuşla amcığının etrafına yaydı kayganlığı bolca. Tiffani kıpırdandı; arka kapı ona sıradan gelmiyordu artık, tam tersine iğrenç derecede baştan çıkarıcıydı. Adam önce yavaşça dayadı yarığını, incecik çeperlerin arasından sinsice yürüdü içeriye doğru. Kadının yüzündeki acı ve zevk karışımı ifadesi büyüyordu; sesleri boğuk ve hırıltılıydı.

Kökleme başladı sertten serte; yavaş yavaş tempo yükseldiğinde Tiffani’nin beli ritme ayak uydurdu. Amcıkları içine giren o kalın yarağın her seferinde daha fazla esnettiği arka deliği onun sinir uçlarını alt üst etti. Ter damlaları alnından süzülürken derin nefes alış verişlerinde ayakta durmakta zorlanıyordu bile. Adam onu dövmeye meyilliydi; arkasından kavradığı saçlarından çekerek boynunu gerdi, amcığını daha da derine sapladı.

O an gelmişti sonunda: Tiffani’nin vücudu titredi, dizleri hafifçe çöktü ama vazgeçmedi, klimaksın göbeğine kendini bıraktı. Arka kapıda patlayan o yoğun orgazm dalgası bütün bedenini sarsarken adam kısa bir süre sonra kendi zirvesine ulaştı ve sıcak sıvısını onun içine boşalttı. İki nefes arasında kalan bu kirli sevişme, hem fena halde acıklı hem de pislik derecesinde unutulmazdı; sınır tanımayan arzuların hüküm sürdüğü bir geceydi bu gece…

Leave a Reply