Üstü başı dağınık, ter içinde kalmış o folloş kız, sokak köşesinde gizlenmeye çalışırken seni şaşırttı. Gecenin karanlığında kıvrandığı her an, amcığını pençeleriyle sıkıca kavrayıp inlemekten geri durmuyordu; sanki kendini saklamaktansa daha da belirginleştiriyordu. O kirli duvarların arasında nefes nefese bırakan bu ten uyumu, gizli bir adrenalin patlaması gibiydi. Yarağını çıkarır çıkarmaz, gözüne yumulmuş o ateşin şehvetine teslim oldun. Gözlerinden okunan açlıkla, sertçe amcığını onun ıslak deliğine dayadın. Ardı ardına bastırdıkça, o küçük saksoyu dudaklarının arasına aldı; yaladı, emdi ama hiç bırakmadı yarak emmeye.
Sokak lambalarının loş ışığında vücudunun çizgileri belirirken, o esmer ceylanın içindeki vahşi taraf kabardı. Amcığını içeri alırken hissettiğin sıcaklık ve daralma kalbini hızlandırdı. Her dalışta kaba kuvvetle ittin onu üzerine, “Hadi folloş!” diye hırladın; o da senin sertliğine ayak uydurdu, sırtını duvara yaslayıp bacaklarını açtığında amcık kasları tam bir cehennem makinesi gibi kasılıyordu. Sesi sokaktan geçen birkaç adam tarafından duyulmaya değer olsa da siz umursamadınız bile. Her sikinti ritminde karşılıklı bir savaş vardı; sen köklüyor, o inliyordu ama her defasında dayanıklılığı artıyordu.
Aynalarda görülmeyen fantezilerin gerçeğe döndüğü o anlarda senin elinde karnını sıktı, saçlarını çektiğin anda yüzüne baktı ve gözlerindeki çılgınlığı gördün. Artık sakinleşmeden son darbeyi vurmak için hazırdın; amcığını sonuna kadar sokup sertçe vururken onun gırtlağından çıkan boğuk inleyişler kulaklarında çınladı. Yarağın dibine kadar battı, dışarı çıkarttıkça sesler arttı ve sonunda tüylerini diken diken eden yüksek bir iniltiyle birlikte üstüne boşaldın. O an orada sadece ikiniz vardınız; aranızdaki ateş sönmek bilmiyordu, izleri ise gecede yankılanmaya devam edecekti.
