Masanın etrafında gerilim tavan yapmıştı. Üvey kaynanalar, o sertleşmiş yarağı kapmak için birbirleriyle amansız bir mücadele içindeydi. Gözlerindeki açgözlülük ve sapıklık, bu şansı asla kaçırmayacaklarını haykırıyordu. İkisinin de dudakları şehvetle kıvrılmış, elleri sabırsızca havada dolaşıyor; kim önce dokunacak, kim amcığını yalayarak ıslatacaktı derdindeydiler.
İlk hamleyi yapan kadın, elini hızla o kalın sakaşa attığında diğer folloş hemen araya dalıp parmaklarını dayanılmaz bir güzellikle amcığa gezdirmeye başladı. Kadının dili dilim dilim sarkan amcığı yalarken çıkardığı hırıltılı sesler ortamı iyice kızıştırdı. Öbürü de boş durmadı; tırnaklarını hafifçe yarağın gövdesine geçirip kaşındırmaya başladı, erkek adam inlemeye başladı bile. Çekişme büyürken masanın üzerindeki tabaklar unutuldu; sadece sertlik ve ıslaklık hükmediyordu oraya.
Kadınlardan biri hızlıca dizlerinin üstüne çöktü, ağızını tamamen yarağa kapattıktan sonra derin bir saksoyla adamın en can alıcı yerini çiğnemeye başladı. Ötekisi ise sıkıca tutup ara ara kökleme vuruşlarıyla kadının başını ittiriyor, kendi zevkini kontrol etmeye çalışıyordu ama kadın buna izin vermiyordu. Sanki yarak onların savaş alanıydı ve en büyük zaferi kimin amcığını boğazlayacağı belirleyecekti.
Fışkıran terler içinde ağızdan ağıza geçen sertlik, sonunda ikisini de deliye çevirdi. Erkek dayanamayarak iki eliyle saçlarından tuttuğu kadınların yaka paça birbirlerine dayandığını gördü; suratlarında hem nefret hem de fantazi dolu bir karışım vardı. O an herkes kendinden geçti; sert kökleme sesi masayı döverken kadınların inlemeleri odadaki bütün sınırları aştı.
Sonunda erkek avunu aldı ve patlamasını kesinlikle geciktirmedi: Yarağını dibine kadar indirmiş kadınların arasında dehşetle kramplar girmeye başladı kaslara ve içinden gelen kabullenişle devasa boşalmayı yaptı. Kadınların yüzüne sıçrayan sıcak sıvıyla birlikte oyun sona ermişti ama ortaya çıkan sahne akıllardan hiç çıkmayacaktı. Masanın üzerinde bükülüp kalan bedenlerin arasında yan yana uzanmış üç sapık, doyumsuzluğun tam ortasında nefes nefese kalmışlardı.
