Üzerinde parlak derinlikteki kırmızı elbisesiyle Alice, odanın loş ışığında duruyordu; o masum prenses ifadesi tamamen silinmiş, yerini yırtıcı bir arzu almıştı. İlk adımlarında bile bedeninden yayılan ıslaklık havayı dolduruyor, gözlerindeki ateş tam anlamıyla yanıyordu. Yarağını o minicik amcığına doğru sertçe yanaştıran adam, ritmini yükselterek onun içine girerken Alice’in kesik kesik nefesleri pervasızca ortamı yıkıyordu. Her sakso darbesinde prensesin dudakları arasından çıkan inlemeler daha da cesaret veriyor, onu köklüyor, içten içe çılgın bir hale sokuyordu.

Köprünün altına gizlenmişler gibiydiler; her dayama hem fiziksel hem de ruhani bir baskı yüklerken Alice kendini artık tamamen teslim etmişti. O yumuşacık amcığını saran yarak parmaklarının hızıyla beraber inlemeleri gürleşiyor, vücudu kasılıp gevşedikçe adamın arkasından gelen güçlü sikişi daha da kabartıyordu. Bacaklarını omzuna geçirip boynunu hafifçe geriye atlattığında ise o deli dolu ahenk zirveye tırmanıyor, her kopan sesle birlikte odada yankılanan orgazm çığlıkları patlamaya hazır bombalar gibi hissediliyordu.

Adamın sertliği hız kesmeden devam ediyor; bedeninin her santimiyle amcığın içine kıçına vurdukça Alice’nin yüzündeki acı ve zevk karışımı ifade katmerleniyor; neredeyse yırttığı o kıyafet artık işe yaramıyor, vücudundan kayıp düşüyordu. Sonunda büyük patlama geldiğinde ikisi de aynı anda çığlıklar savurup bedenlerini kontrol edilemez şekilde sarsarken her damla ter ve ıslaklık birbirine karışıyordu. O ana kadar bastırılan bütün öfke ve arzular kırbaç gibi şaklıyor, tekinsiz bir haz içinde eriyorlardı. Gözleri kapalı halde son kez şiddetle dagıldıkları an gerçek anlamda özgürleşmiştiler; bu geceyi unutmayacak kadar acılı ama tatlıydı…

Leave a Reply