Octavia Red, o keskin bakışlarıyla odanın atmosferini anında ele geçirdi. Derin ve cesur bir kadın olduğu her halinden belliydi; yaşına rağmen hâlâ gençlik ateşiyle yanan bir cougar gibiydi. Yavaş yavaş yaklaştı, seksi vücudunu adeta meydan okurcasına sergileyerek üzerindeki kıyafetleri tek tek çıkardı. Teninin sıcaklığı ve hafif ter kokusu havayı dolduruyordu. Karşısındaki adamın gözlerinde beliren arzu hızla alevlendi, adam adeta kendini tutamıyordu.

Octavia’nın eli hızlandı, adamın sertleşmiş yarağını yakalayıp güçlüce sıkarken ağız yorumda bulunmadan önce sertçe içinde hissettiği hazzı yansıttı. Dudaklarıyla yaptığı yalama hareketleri amcığını iliklerine kadar ısındırdı. Diline doladığı sakso hareketleri hem hızlı hem de derindeydi, adamın nefes alışverişi bozulmuştu; dayanamaz haldeydi artık. Kadının ipeksi dili yarak ucuna vurarak onu delirtti, amcığının içine yaramazca birkaç defa sokup çekik yapınca adamın dizleri titremeye başladı.

Odaya yayılan ağır nefesler ve çıtırtılar arasında Octavia sırtına yaslandı, bacaklarını açarak davetkar pozisyon aldı. Adam onun amcığını dudaklarının arasına alırken, topuklara kadar inip tekrar yukarı çıktı; bu acayip folloşluk ikisini de çıldırttı. Sonra ani bir hamleyle adam üstüne geçti, köklediği anda “Haa! İnlet!” diye bağırdı kadın inceden ama sertçe. Amcığı derinlere dalıp çıkıyor, birbirlerini parçalayacakmış gibi çarpışıyorlardı.

Gerginlik tavan yaptıktan sonra adam son darbeye hazırlanırken Octavia gözlerini kapadı, tüm bedenini kasıp amcığını içine aldı ve korkusuzca dayandı. Kökleme anı geldiğinde ikisi de bağıra çağıra boşaldı; odada yankılanan çığlıklar arasında sıcaklık sanki eridi. Şehvetin en kirli ve açık haliyle yaşandığı o anlarda bedenler uyumsuzluğunu unuttu; sadece vahşi istek vardı geriye kalan…

Leave a Reply