Önce ocağın üstünde parlayan ışık gibi, Misty May’in kızgın bakışları her yanı kavuruyordu. Kirli argo dolu cümlelerle başlayan an, bir anda sertleşen ruhu ve bedenleriyle tam anlamıyla cehenneme dönüştü. Yumuşak dudakları, her saniye daha da açılıp yarakların en dip köşelerine doğru ilerliyordu; usta elleriyle göğüslerini sıktıkça onun içinde büyüyen o istek çığlık çığlığaydi. Ağzına aldıkça kalın yaraklar yutkunmayı ve inlemeyi unutturuyor, boğazında gezinen sipsivri diller adeta bir fırtına koparıyordu.
Yavaş yavaş kontrol ele geçtiğinde hatun sırtını yere vurup dizleri üzerinde kalktı; kıçını karnına dayayıp amcığını penisin tahrik edici ucuna sürttü. Yarağı içine alır almaz yüz ifadesinde beliren karanlık zevk dalgası ağzından çıkan hırıltılarda yankılanıyordu. Sert dayamalarla birlikte kıçını iyice açtı, ısırarak ve tırnaklarıyla tenine vurdukça içinde kaynayan deliliği dışarıya kusmaya başladı. Her götüne indiği nakavt sahnesinde eşlik eden gırtlak kıran inlemeler, azgınlığın sınırlarını paramparça etti.
Yarağı derinlere sokarken hafifçe yana çekiyor, sonra sakso ile içine çekişini hızlandırıyordu. O anlarda inanılmaz bir kökleme başladı; her dayama sapasağlam bir şekilde tüm damarlarında hissettiği aşağılık arzuyla birlikte patlamaya hazır dinamitler gibiydi. Sıkı sıkıya bacaklarını sardığında yumrukları tenine attığında, kızgınlığı iliklerindeki son kıvama kadar taşıyordu. İnatçı nefes alış verişleri ve şiddetli iniltileri arasında sanki dünya dönmeyi bırakmıştı.
Son darbelerle birlikte içi tavana fırladı, ağzından boğuk çığlıklarla çıkan tökezleyen kelimeler, ondan daha fazla ne isterse onu haykırıyordu: “Daha… Sert! Az! Beni ha**et!” Kıçının derinliklerinde patlayan heyecanla birlikte bütün vücudu titredi; alt dudağı ısırıp gözlerini kapadı; aldığı o yoğun duygu seli vücudunu yakıp kavurdu. Sikişin tanımı değişmişti artık: Uzaklardan gelen devasa bir hortumun dibinde sıkışmış gibi inleten, güçlü ve acımasız… Ve Misty May hiç durmadan bu cehennem ateşinde kendini teslim ediyordu.
