Üstü çıplak, incecik bedenini kıvrımlarla süsleyen o Asyalı folloş, gözleriyle cehennemden gelen bir arzuyu yansıtıyordu. Dönen bedeninin her hareketinde bembeyaz teni ışıl ışıl parlıyor, sıkı kalçalarıyla havada salınan minik amcığı arasındaki o sulu deliği fısıldar gibiydi. Yavaş yavaş yere çömelip omuzlarını hafifçe yukarı indirirken, dudakları ıslak ıslak aralıyor ve nefes alışverişi artıyordu. Kameranın dar açısı her enstantanede o küçücük sakso deliğini yakalıyor; oradan geçen hayali yaraklar kadar gerçekti hissettirdiği haz.
Kızgınlıkla dolu bir ritimle kalçasını sallamaya başladı; göbeğinden aşağı doğru kıvrılarak inen o uzun boyunlu yarak dayamadıkça durmuyordu artık. Ağzını açıp boğuk boğuk inledikçe, sertleşmiş yarak oraya oraya vuruyordu. Ellerini kalçalarından basarak içine gömdü hep daha derin, her itişte azgınlığı katlanıyordu. Avuçları kayarak yanlara açılırken amcığını sertçe sıktı ve yüzünü kameraya çevirdi; gözlerdeki ıslaklık hiç bu kadar yalan söylememişti.
Yarığına giren o kalınlık onu resmen delirtmişti; diller gibi sarkmış dudaklarıyla kesik kesik ah etti, çıkardığı sesler odada yankılanıyor; “Daha hızlı… Daha sert…” diye yalvarır gibiydi. İçindeki yanmayı tüm vücuduna yayıyor, bacaklarını gergin tutup göğsünü öne çıkarıyordu. Her köklemenin sonunda kafasını geriye atıp yüksek bir iniltiyle zevkten titrediği belliydi.
Son darbelerde delicesine kaptırdı kendini; amcığında dönen o yoğun acıyla birlikte ilk boşalmaları gelmek üzereydi. Fazla sabredemeden vücudu kasıldı, ağzından boğuk inlemeler yükseldi ve kalçasıyla son bir kez şiddetli kökledi onu avucunun içine aldı adeta. Bedeninin tamamı titrerken içindeki sıvılar sıcak sıcak akmaya başladı. Göğüslerini yukarı kaldırıp yüzündeki haz ifadesiyle tamamen teslim olmuştu artık; yoktan var eden tam bir dayanılmaz sikilmişlik haliydi bu an…
