Hollie Mack, gece karanlığında çılgınca arzulanan bir kadının tüm vahşetini sergiliyordu. Vücudu terden parlıyor, teni ateş gibi yanıyordu; iri göğüslerinin titremesiyle nefes alışverişi hızlanıyordu. O an tamamen teslim olmuştu, boynunu uzatıp yavaşça amcığını açığa çıkararak süngü gibi dikleşen yarakla buluşması için yalvarıyordu. Karşısındaki adam, acımasız bir hevesle elini onun kalçalarından kavrayıp sıkıca bastırıyor, onu sırt üstü yatırdıktan sonra hızlı ve derin köklemesinin sinyallerini veriyordu.
İlk hareketler sertti; Hollie’nin amcığı her itişte esneyip genişliyordu. Yaraktan gelen ıslık sesleri odada yankılanırken adamın nefesi giderek hızlandı. Yalnızca sakso çekmekle yetinmiyor, tırnaklarını dizlerine kadar indirdiği o kıvrak bacaklarını hersenin altında açtırıp daha da derine sokuluyordu. Hollie’nin içindeki bu yabani köklemeye direnmesi mümkün değildi; başını geriye atıyor, gögsünü kabartıyor ve inlemeleri çığlığa dönüşüyordu.
Adam hırçınlıkla kepçesini sallarken, her köklemeyle birlikte kadının amcığını daha da çılgınlaştırıyordu. Amcık kasları onun şiddetli dayamasına karşı duramıyor, gitgide gevşeyip elastik bir hal alıyordu. Tenleri yapış yapış olmuştu; ter damlaları sırtlarından aşağı kayarken ortamda kuş uçurtmaz bir fırtına kopmuştu. Hollie’nin ağzından çıkan hırıltılı iniltiler ve “Daha sert! Daha hızlı!” diye bağırmaları adamın egosunu kabartıyor, onu daha agresif hareket ettiriyordu.
Yaraktaki her darbe neredeyse canhıraş bir savaş gibiydi: Amaç sadece zevk değil, tam anlamıyla onu parçalamaktı. Sonunda adam bütün gücünü toplayıp büyük bir patlama ile içine boşaldığında Hollie sarsılmaz bir orgazma teslim oldu; sanki bedeninde elektrikler patlıyormuşçasına titredi ve son nefeslerini derin derin çekti. Sikiş boyunca ortaya çıkan resmen vahşi bir danstı: İnatçı arzuların savaşı, paspas edilmiş sınırlar… Ve sonunda ikisi de deli dolu hazlardan yorgun düşmüştü.
