Üvey hocanın gri saçları arasında parıldayan sert bakışları, kızarmış öğrencinin titreyen bedenini kavramıştı bile. Sınıfın o tekinsiz köşesinde, utangaçlığını kıran kızıl tüyleri hafifçe dalgalanan küçük öğrenci, artık kaçacak delik aramıyordu. Hoca, o soğuk ama kararlı sesiyle cezalandırmanın başlayacağını fısıldarken, kızı kendi elleriyle diz çökertip sınıfın tozlu zeminine indirdi. Kızın küçük memeleri, elin sertliğiyle yoğrulup sarkıyor; parmaklar amcığını bulmaya çalışıyor, ıslaklığını ölçüyordu.
Gri saçlı adam, kızın sakso tutuşunu sertleştirdiğinde, her nefes alışında boğazından gelen kıvrak inlemeler daha da keskinleşiyordu. Yarağı kızıl folloşun dudaklarında kalınca şehvetten bağrına taş basamadı; dayamalar başladı. Kızın amcığı sımsıkı kavranmış, içine gömülen yumuşaklıkla her itişte sanki ruhu parçalanıyordu. Hoca bir an bile gevşemeden köklemeye devam etti; kızın boynu öne eğilmişti ve gözlerinden yaşlar süzülürken dilleri birbirine dolanıyordu.
O anlarda sadece acı ve hazzın karışımıydı; bakirliğin paramparça oluğu ilk folloştaydı bu ceza seansında. Kızın dar deliği ardına kadar açıldı, içeri dalan gri saksoyla birlikte bedeninde elektrikler patladı. Inletmeler yükseldikçe şehvet daha da hırçınlaşıyor; amcığın içinde kıvrandıkça kıvranıyordu folloşun bedeni. Hoca pes etmedi; sertçe vurdukça vurdu gencecik amcığa, iz bırakacak cinsellikte bastırıyordu genç ruhu.
Son hamlede bedenler birleşmiş, herkes yerini bulmuştu artık: Gri saçlı öğretmen azgınca köklerken kırmızı saçlı öğrenci acıyla harmanlanan alevlerle yıkandı. Boğazdan gelen vahşi iniltiler ortamı doldurduğunda sonunda boşalmalar patladı; hem öğrenci hem hoca kendinden geçerken o küçük beden bembeyaz oldu orgazmda. Son damlaya kadar itinayla işleyen sikiş sonrası iki vücut şaşkın ama teslim olmuştu bu yasak arzunun cehenneminde.
