Kumsalın ılık kumları üzerinde, iki kadın arasındaki gerilim gözle görülür şekilde yükseliyordu. Güneşin kavurduğu tenler, birbirine değdikçe alevleniyor, dudaklar istekle aralanıyordu. Birinin parmakları diğerinin amcığını keşfe çıkmış, hafifçe ıslatıyor, yavaş yavaş içine dalmaya hazırlanıyordu. Diğerinin nefesi kesildi, kalbi göğsünde deli gibi çarpıyor, bedeni her dokunuşu adeta yalvarır hale getiriyordu.
Dilini karmakarışık bir arzuyla kadının sakso çizgisine sürüyorlardı önce. Çiğ ve sert bir folloştan çok daha fazlasıydı bu; tüyler ürpertici kadar agresif ve sapkınca bir lezzet avıydı. Kadın kendini tamamen bırakmıştı; kollarıyla kumları ellerken bedenini saran sıcaklık giderek dayanılmaz oldu. Dişlerini hafifçe batırarak diğerinin gırtlağına inlediği anlarda, kıçına doğru sertçe dayamada bulunuyordu. Kumlar arasına sıkışan vajinasından çıkan nemli sesler rüzgara karışıyor, akıllara zarar bir erotizme dönüşüyordu.
Sürtünmeler sertleşince, biri hızını artırıp parmağını derinlere soktu. İkincisi bunun üstüne diliyle fahişe gibi oynaşıyor, amcığın her köşesini didikliyor, alt dudağını ısırıyordu. Diğer kadın artık dayanamazdı; pelvisini ritmik ritmik kaldırıyor, içindeki sıvıları dışarıya kusarcasına serbest bırakıyordu. Yarağı hızla kabarıp yönünü değiştirirken aynı anda ayakları da boşlukta savruluyordu.
Ardından yere yatırdılar birbirlerini; kumların üzerindeki çıplak ciltler birbirine sürtünürken yutkundukları sesleri duyuruyorlardı etrafa. Dayamalar gittikçe sertleşti; kirli sözler fısıldandı yanyana uzanmış bedenlerin kulaklarına. Dil ve parmak oyunu şiddetlenip yerini kaba kökleme hareketlerine bıraktıktan sonra sonunda doruğa ulaştılar; çığlıklar arasında köpüren vücutlarındaki bütün gerilim boşaldı.
O an sahil onlarındı ve bu akşam orada yaşanan her kirli an afişe edilecek kadar vahşi ve gerçekti.
