Evin sessizliğini bozan gürültü, Nadalyne’nin sıcak nefesleri ve patronunun acımasızca dayadığı sertliğiyle yankılanıyordu. Bu Endonezyalı folloşun iri, doğal göğüsleri gömleğinin arasından fırlamış, çekici amcığı terle ıslanmıştı. Patronu hiç bekletmeden, sertçe yavaşça amcığını emmeye başladı; dilini gezdiriyor, acımasızca parmaklarını içine sokuyordu. Nadalyne’nin ciğerlerinden çıkan inleme sesleri hâkimiyetini kaybettiğinin habercisiydi.

Mutfak tezgahına doğru yatırdığında vücudu iyice gerildi; o ince beli elinden kayıp gitmek istercesine titriyordu. Koca yarak hemen oracıkta sırıtıyor, derin bir kökleme için hazırdı. Üstünü açıp kalçasını kaldırması an meselesiydi; patronu elleriyle bele yapıştı, sertçe tutup kendine çektiği anda, yarağına sarkmış amcığını zılgıt atarcasına amçıya bastırdı. Nadalyne’nin dudakları kıpkırmızı oldu; hırıltılı sesler çıkarırken dayanamaz şekilde daha da derine saplanıyordu o kalınlık.

Patronu hızlı hızlı ileri geri hareket ettirirken içinden gelen sıcaklığı hissedebiliyordu. “Daha sert! Yarağımı sok amcığına!” diye bağırdı haykırarak kadın. İncittiğini umursamadan dayadı her sabit noktasını içine, fırlatır gibi hareketlerle amcığını kadının amcığını delecekmişçesine sürüyordu. Terden sırılsıklam olmuş saçları yüzüne yapışsa da Nadalyne hiç durmadı; vajinasında yarak hızla inip çıkarken bacakları titriyor, elleri masayı kavrayıp acıya karışan zevki bastırmaya çalışıyordu.

Sonunda dayanılmaz dorukta uyandı bedeninde deprem gibi yayılan bir his: patronu son kez vurdu sertçe ve sıçrattı bütün tenine beyazlığını. Kadının vücudu kasıldı, dizlerinde güç kalmadı ama yüzündeki tatmin ifadesi tüm sancıları unutturuyordu. O an orası sürreal bir cehennem haline gelmişti; Nadalyne’miz tam anlamıyla fena halde sikilmiş ve teslim olmuştu.

Leave a Reply