Odanın boğuk havasında Chanel, incecik bacaklarını uzatarak ayak parmaklarını yavaşça oynatıyordu. O yalancı masumiyetle, çıplak ayaklarıyla adeta sarkıntılık yapar gibiydi; her kıvrımı, her tombul parmağı izleyen adamın kanını kaynatıyordu. Önce sadece nazikçe dokunuyordu kendi topuğuna, sonra fark ettirmeden yere bastığı yerde hafiften titremeler başladı. Yarağı kabartacak bu küçük oyununu biliyor, oynamayı çok seviyordu. Ayağının altıyla hafifçe masaj yapar gibi gezdiriyor, sonrasında parmaklarının arasından gelen esnek hareketlerle erotizmi körüklüyordu.

Adam ise gözlerini ondan alamıyor; o narin ayakların altında eriyecek gibi duruyordu. Chanel’in üstü çıplakken yaptığı bu ayakla baştan çıkarma oyunu tavan yaptı; o yavaş hareketlerle büyülenen adam sabredemedi, diz çöküp hemen yana yaklaştı. Nemli dilini çekici topuğun arasına soktuğunda kadın inlemeye başladı ama sakince taklalar atıyordu hâlâ, dişleriyle hafifçe teni ısırıyor ama tam da düzeneği bozmayacak kadar acı veriyordu. Ayağındaki kusturucu kokuyu hiçe saydı adam; sadece şehvetini tatmin etmeyi düşündü.

Sonra adam hızlandı. Nazikliğin ardına saklanan gerçek açlığı ortaya çıkardı. Dipten çekişler keskinleşti, dilleri hızlandı ve o nohut gibi sertleşmiş yarak ibresi ayağın üzerindeyken boşalmaya başladı bile. Chanel’in yüzünde pis bir sırıtış vardı; onu patlatmak için ayağını biraz daha ileriye uzattı ve adamı adeta boğazlayarak folloş yaptıktan sonra köklüyordu dibine doğru acımadan. Yarağın dibi amcığın ucuna dayanmıştı artık, ikisi de nefes nefese kalana kadar devam etti bunlar.

Bir ara Chanel kendi amcığını eliyle öyle güzel ovaladı ki adamın zihni tamamen dağıldı; ardından ayağı ile onu kustuğu gibi tekrar ağızda yalamaya başladılar… Bu sevişmenin sonunda patlama kaçınılmazdı: Adam tüm kinini kusarcasına kopardı giderken, Chanel ise iki ayağını göğe kaldırıp elleriyle kalçalarını sımsıkı tutuyor, baygın ve haz içinde son darbeleri yiyordu. Bu sinsi, kirli ayak seansı tam anlamıyla sapkınlıkta zirve yapmıştı; kimse böylesine fahişe bir çılgınlığı sahiden yaşayamamıştı.

Leave a Reply