Ava Addams, iri göğüsleriyle kocaman sınıfının ortasında yavaşça kendini açıyordu. Sert ve acımasız James Deen, onun fena halde arka kapısını didiklemeye kararlıydı. Ava’nın kalın amcığı gerginleşmişti; James’in sert koklemesiyle her defasında içi dolup boşalıyor, nefesi kesiliyordu. O kadar derinden sokuyordu ki, Ava’nın karnına vuruyor, vücut kasları amcığını sıkı sıkıya tutmaya çalışsa da James durmuyordu.
“Seni fena sikeceğim,” diyordu adam hırçınca, avuçları Ava’nın kalçalarını yerle bir ediyordu. Kadın hafifçe inliyordu; sertliği seviyor ama aynı zamanda dayanılmaz acıyla yanıyordu içinde. James tam gaz ilerliyordu; kaba hareketleriyle amcığını genişletip zorluyor, öyle bir dayıyordu ki Ava neredeyse yere yığılacaktı. Burnundan nefes alırken “Daha hızlı… daha sert… bana bunu yaptır,” diye yalvarıyor gibiydi.
James vazgeçmiyor; kalçalarını kıvırıp onu iyice parçalıyordu. Her dalışta amcık deliği zonkluyor, Ava ısrarla kendini bırakıyordu bu sapkın köklemenin arasında. Göğüsleri titriyor, yumruklar şeklinde bastıkları gövdesi çatırdıyordu nerdeyse. Adamın pis dili amcığında dönüp dururken, o da sertlikten çığlık atmaya başlıyordu: “Siktir et beni fena…”
Sonra James ard arda birkaç güçlü darbe daha vurduğunda Ava bütün direncini kaybetti; vücudu terden sırılsıklam olmuşken sonunda hayatındaki en vahşi infilakını yaşadı. Amcığı sanki patlayacakmış gibi zonklaştı, ağzından çıkan inlemeler odanın dört bir yanına yayıldı. James’nin öküzlüğü azalmadan sürerken, kadın kendinden geçip yerde serilmişti; bu anlarda aralarındaki bağ sadece acılar ve zevklerle örülüydü. Sert kökleme böyle bitmişti ama gece uzun ve öğrettikleriyse kristal keskinliğindeydi hâlâ…
