Üvey kardeşin çılgın ateşi, odayı sarmıştı. Sıkı bacakları arasında yılan gibi kıvrılarak yakaladı yarakımı, dudaklarında sert bir ısırıkla emmeye başladı. O iğrendiği kadar arzuluyordu aslında; her yalaması, her derin emişi beni deli ediyordu. Zorla diz çöktürdüğüm folloş, gözlerimi kilitleyip ellerimle saçlarını çekerek boynuma soktu amcığını. Dudağını ısırıyor, nefesini kesiyordu ama amacımız belliydi: bu gece kendimizi kaybedecektik.
Yatakta sırt üstü yatırdım seni, kasıklarından tutup bacaklarını açtım. Amcığın bembeyaz, nemli ve hazır gibiydi. Yarak kelebeğin üzerine yerleştiğinde gözlerin kıpkızıl oldu; içindeki karanlık arzuyu saklayamıyordun artık. Azgın bir kökleme başladı orada; her itişimde inleyişin odadaki sessizliği parçaladı. Amını gerdim, parmaklarımı içeri sokup ıslattım seni daha da kışkırtmak için. Gözlerimin içine bakarken istemsizce sıktın kalçalarımı.
Daha sert ve vahşi istedin bu kez; kalçalarını kaldırıp amcığını daha derine kabul ettirdin bana, arka kapından girmenin verdiği yasak zevkiyle deli gibi dayandım içine. Her itişte balon gibi şişik amcığından sıvılar fışkırdı dışarıya; sıcaklığı tenimden tenine yayılıyordu. Bu sefer tepinmelerin hızlandı, göğsünü yumruklarken “kökle beni” diye inliyordun. Götündeki kremanın tadı ağzında patladığında dizlerimin üzerine çöktün yine sakso yapmaya.
Son gresle beraber sapına kuvvetle vurdum; tenimiz birbirine yapışmış, nefesimiz hırçın ve karışıktı. Amın dolu dolu sıkışıyor, temizlenirken bile çıkarmıyordun dımdızlak benden o sokuyu. Sonunda boşalmaya mecbur kaldım; yaramaz götüne sıkıştırdığım beyaz sıvıyı içine boca ederken sen haykırdın: “Daha fazlasını istiyorum!” Böylece sikişimizin yakıcı ateşi gecenin karanlığında uzun süre sönmedi…