James masanın üzerinde dikleşen yarakla öylece duruyordu, terden sırılsıklam olmuş gömleği yapışmış bedenine. Karşısında diz çökmüş folloş, gözleri parıldıyor, dudakları ıslaktı ve hemen o anın ateşini hissediyordu. Masanın sert yüzeyine yayılan sessizlik, kalp atışları gibi hızlandı; James’in elini saçlarında hissetmekle kalmayıp, bir yandan da sert diliyle incecik amcığını yaladı folloş. Bu kadar hızlı ve acımasızca sokulmayı beklemiyordu ama arzu onu kör ediyordu. Her çekişte daha derine giriyor, acılı inlemelere karışan nefes alışları arasında vücudu titriyordu.
Masaya dayadığı elleriyle kendini destekleyen adam, kucağındaki amcığı sıkıca tutuyor, her inip kalkışta içini doldurmanın hazzına kapılıyordu. Folloşun küçük elleri etrafında dolanırken arada amcığını daha da sert köklemeye başladı; avuçlarını bırakmadan derinliklere doğru ittiriyor, acayip bir baskı kuruyordu. Ter damlaları yanaktan yanakta akar, ağızlarından çıkan vahşi sesler odanın havasını boğuyordu artık. İkisi de sınırlarını zorluyor; dayanılmaz bir istekle birbirlerini harlıyordu.
Birden hız artınca folloşun inleyişi çığlıkla karıştı; amcığıyla oynarken James onu tam da istediği anda dayadı ve delicesine köklüyordu. Amcık direksiyonu tuttuğu gibi ritmi artırdı; sertliğe bağlayan her hareketinde folloşun vücudu kasılıyor, bacakları masanın kenarına dolanıyordu. Yarağı mis gibi sıktıkça içinde salınıyor, çıkarmadan önce balını bırakıyordu içine. O an ikisi için de doruktaki çıldırıştı: James büzdüğü ağzıyla son kez dolusu amcığını içeri boşaltırken folloş gözlerini kapatıp yumuşacık bağırıyordu; her zerresiyle teslim oldu bu acımasız ve şehvetli köklemenin altında. Ardından nefes nefese kalan çift dakikalarca o anın zehrinde eridi; masada yaşanan bu vahşi sikişin izleri uzun süre silinmeyecekti.