Cecilia De Lys, eskimiş ama hâlâ diri duran o milf cazibesiyle karşıya geçip kamerasına dik dik bakıyordu. Gözlerinde yanan o ateş, yılların tecrübesini ve fena halde iştahını belli ediyordu. Yumuşak göğüsleri hafifçe sallanırken, elini kendi kirli amcığına götürüp parmaklarıyla araladı, nemli kumaşı kendine doğru çekiştiriyordu. Kameraya doğru yakınlaşırken, dudaklarını ısırıyor, izleyiciyi içine çekecek kadar alçak ve arsız bir gülümseme yayıyordu.

Titreyen eliyle yaragını çıkardıktan sonra kıvrımlı beline doğru indirip kızgın tüylerini ortaya saçtı. Sonra gözünü kaçırmadan, sert sert kokusunu içine çekti; buram buram kadınlığı etrafa yayıldı. Kendi pisliğinde boğulmak istiyormuş gibi parmağıyla amcığını ince ince ovalarken, yüksek sesle inlemeye başladı; bu sesi duyup yutuptaki manyak folloşlar daha da çıldıracaktı.

Sıkı kalçalarını geriye iterek yere çömeldi ve tek eliyle sarkmış göğsünü sıktı. Ağzını açıp dilini çıkardı, sonra deli gibi yaragının başını yaladı. Dilinin ucuyla orayı gezdirip damağına sürttükçe amcığı uyarıp kabarttı. Sonra hızlı hızlı emmeye başladı; ağız içindeki ıslaklık nöbet halinde değişiyor, dudaklarının arasından sümüğünü akıtıyordu. Ağzına gelen sertliği hissettikçe gözlerini kısıyor ve boğazının en dibine kadar indirmeye çalışıyordu kokunlu kökü.

Birden kalktı ve yatağa uzandı; elleriyle bacaklarını açtıktan sonra iki parmağını karanlık çukuruna soktu. Acayip ıslak olan o deliğe derinlere indi parmakları; hızlıca kendini kurcalarken yumru yumru köpürdü içerisi. Parmaklarını çıkarıp ardından yaranın ortasına sert sert kökünü dayadı; saksoyu önce yavaşça içine aldı ama sonra ritmini hızlandırdı.

Kameraya yaklaştığında yüzündeki hırslı ifadeyle “Beni köpük köpük öküz gibi sik” diye inliyordu. Arka bacağı yerden kesilip kalçasını yukarı kaldırdı; adamın uzun kalın yarığını kıçıyla kucaklamaya hazırdı artık. Amcığını delik delik eden o sıcaklığı hissettiği an var gücüyle kasıldı ve sırt üstü yatarken adam iri yapısını boynuna kadar soktu.

O an başlayan deli kökleme yükseldikçe ikisi de nefessiz kaldılar; her inip kalkışta Cecilia’nın yüzünde acayip arsız bir haz vardı, gururla bağırıp “Siktir lan beni” diyordu ağzında dolu dolu yavrusunu tutarken. Amcığından akan fokurdayan sesler odada yankılanıyordu; ikisi de sonunda boşaldığında odanın havası ağırlaşmıştı, lav gibi erimiş tatlarla doluydu ortam…

Leave a Reply